İlgini çekebilir

Muharrem Türkseven kimdir?

Haber Güncellenme Tarihi: 21.01.2021 17:46

UZM. DR. AYÇA KAYA

UZM. DR. AYÇA KAYA İLE İLGİLİ HABERLER;

Uzm. Dr. Ayça Kaya haberleri ve son gelişmeleri anbean bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz. Son dakika Uzm. Dr. Ayça Kaya haberleri ve en sıcak haber akışı burada! İşte, Uzm. Dr. Ayça Kaya ile ilgili son durum ve güncel haberler! Fast food mutsuz yapıyor…

 

Çocuklara Tabağını Bitir Diye Israr Etmeyin

Obezite toplumumuzun çözülemeyen sorunu haline gelmeye başladı. Çocuklardaki şişmanlığın sebebini ayrıntıları ile anlatan uzmanlar çocuklara tabağını bitir ısrarından vazgeçilmesi gerektiğini söylüyorlar…

Sürekli kek, kurabiye, börek pişen mutfakların ev halkını şişmanlattığını söyleyen Dr. Ayça Kaya, “Çocuklar kilo almaya başladıysa, anneler mutfakta reform yapmalı” diyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, annede ve babada kilo problemi varsa çocuğun kilo alma riskinin %95’lere çıktığını söylüyor.

Her ne kadar genetik geçiş çok ön planda olsa da ailenin yeme şeklinin ve içeriğinin çocuğu direkt etkilediğini ifade eden Dr. Kaya, “Nasıl ki yeme şekli ve içeriği ülkeler arası, yöreler arası farklı oluyorsa aileler arasında bile yenilen yiyecekler ve tercihler farklı oluyor. Yemek, evde , aileden etkilenerek öğrenilen bir davranış haline geliyor. Mesela evde anne sürekli kekler, kurabiyeler, börekler pişiriyorsa ev halkı da o yiyecekleri sürekli yediği için kilo problemioluşmaya başlıyor. Bu nedenle çocukta kilo problemi varsa, anneleri mutfakta reform yapmaya davet ediyorum” diyor.

EN KÖTÜ ALIŞKANLIK KARBONHİDRAT

‘Bugün ne pişirsem’ sorusunun bir çok annenin sürekli düşündüğü ve yorulduğu sorulardan biri olduğunu söyleyen Kaya, en kötü alışkanlığın karbonhidrattan çok yoğun menüler oluşturmak olduğuna dikkat çekiyor.

Geleneksel yeme şeklimizin belki de en büyük yanlışının karbonhidrat ağırlık beslenme olduğunu ifade eden Kaya, karbonhidrat oranı yüksek yemekleri; pilav, makarna, börek, patates, erişte, çorba, kek, kurabiye ve tatlılar olarak sıralıyor. 

BİR ÇEŞİT KARBONHİDRAT TEK ÖĞÜNDE YETERLİ

Dr. Kaya, yanlış bir akşam yemeği menüsü örneğini paylaşıyor ve şöyle konuşuyor:

“Fırında patatesli köfte, yanına pilav, önden bir mercimek çorbası, yanına ekmek ve üzerine sütlaç… Hiç yabancı gelmiyor değil mi? Bu menüye baktığımızda patates, pilav, ekmek ve tatlı hepsi karbonhidrat. Günlük yeme planı yaparken ilk yapılması gereken ise karbonhidrat miktarının azaltılıp sebze ile desteklenmesidir.

Elektronik Aygıtları Dokunmadan Kontrol Edin
Mesela aynı menüyü şu şekilde yaparsak; fırında patatesli köfte, yeşil salata, közlenmiş kırmızı biber ve cacık daha sağlıklı ve daha besleyici olacaktır. O zaman biz ilk mutfak reformumuzu aynı öğüne bir karbonhidrattan fazla koymamaya dikkat ederek yapalım. Yiyecek çeşitliliğini sebzeden yana yapalım.”

ÇOCUĞUNUZ ÇOK KİLO ALDIYSA DİKKAT!

“Eğer çocuğunuzda kilo problemi varsa en çok aklınızda olması gereken slogan ‘çocuğumu kötü yemekten korumalıyım’ olmalıdır” diyen Dr. Kaya, özellikle çocukların kötü beslenme tehdidi altında olduğunu söylüyor, ve ailelere şu önerilerde bulunuyor:

EVDE PİŞİRMEYİN

“Gerçekten şöyle bir etrafınıza baktığınızda her yer yeme tuzakları ile dolu. Çocuğunuza ‘sen şişmansın o pastayı yeme’ demektense çocuğunuzun o pastayı görmemesi için önlem almalısınız. Çok sevilen o pastanenin önünden geçmemek, zararlı olduğunu bildiğiniz yiyecekleri (cips, çikolata, şekerli ve gazlı meyve suları) eve sokmamak ve yüksek kalorili yemekleri (kızartmalar, hamur işleri, tatlılar) evde pişirmemek gibi.

ELLE YEMESİNE ENGEL OLUN

Çocuğunuzu aynı zamanda mümkün olduğu kadar ‘elde yenen yiyeceklerden’ uzak tutun. Çünkü elde yenen yiyeceklerde porsiyon kontrolü yapmak daha zordur ve daha çok iştah açıcı (simit, dürüm, cips, çikolata, kurabiye, bisküvi gibi) yiyeceklerdir. Çocuğunuzun yiyeceği yiyeceklerle arasına bir aracı koyun, çatal – bıçak gibi.

TABAĞINI BİTİR DİYE ISRAR ETMEYİN

“Çocuğa yemeğini bitirmesi konusunda ısrar etmeyin ve çocuk acıkıp sizden bir şey istemedikçe siz de yemesi yönünde teklifte bulunmayın.”

Ayça Kaya İstanbul’da doğmuştur. Tam adı Elem Ayca Kaya’dır. Kahramanmaraş Çukurova Elektrik Anadolu Lisesinde okudu.

Dr. Ayça Kaya; Ankara, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra, HaydarpaşaNumune Hastanesi’nde İç Hastalıkları ihtisası yapmıştır.

Şişmanlık tedavisi üzerine çok sayıda klinik araştırması vardır. Özellikle şişmanlık tedavisinde, kombine ilaç kullanımının, tekli ilaç kullanımına üstün olmadığını gösterdiği çalışması, dünyada bir ilk olmuştur. Başta İtalya’da 5. Avrupa Endokrinoloji Kongresi olmak üzere birçok kongrede, ayrıca yurt içinde ve yurt dışında çok çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanmıştır. Uzmanlık tezini Karaciğer Yağlanması ve risk faktörleri üzerine yapmıştır.

Haydarpaşa Numune Hastenesi’nde, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerine ders vermiştir. İstanbul Cerrahi Hastanesinde Sağlıklı Beslenme ve Zayıflama Merkezi kuruculuğu, kordinatörlüğü, check-up merkezinin yeniden yapılandırılmalı

Çok sayıda televizyon kanalındaki sağlık programlarında, gazetelerde ve aylık dergilerin sağlık köşelerinde röpörtajları yayımlanmıştır.

Kilo Problemi Olan Diyet Yapmasın!

Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, fazla kilolu kişilerin diyet yapmamalarını daha da önemlisi hayatlarını diyet öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmamalarını öneriyor.

2010 Ocak ayından beri Kanal D Doktorum programında sağlıklı beslenme, kalıcı zayıflama ve metabolizma üzerine yayınlar hazırlamaktadır. Ayrıca kendi muayenehanesinde hastalarına hizmet vermeye devam etmektedir.

Kilo problemi olan birçok kişinin arşivinde belki binlerce sayfa rejim listeleri vardır. Bu listelerde birçok yiyecek gramla ölçüler içerir. Kişiler genelde bu listeleri yapmak için sosyal yaşamlarından ödün verirler ya da sosyal yaşamlarına devam etmek isteyenler ise rejim listelerinde yazan yiyecekleri yanlarında taşırlar.

Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, fazla kilolu kişilerin diyet yapmamalarını daha da önemlisi hayatlarını diyet öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmamalarını öneriyor.

ŞİŞMANLIK SADECE YEMEKLE İLGİLİ DEĞİLDİR

Dr. Ayça Kaya, öncelikle fazla kilonun nedenlerinin araştırılmasına dikkat çekiyor, çünkü şişmanlık sadece fazla yemekten kaynaklanmıyor. Bu durum birçok metabolik, hormonal, genetik, çevresel ve psikolojik etmenlerin bir arada bulunduğu kompleks bir hastalıktır.

 

Yani basit bir üst solunum yolu enfeksiyonuna benzemez. Üst solunum yolu enfeksiyonundan sorumlu olan ajan bir mikroptur ve bir antibiyotik içildiğinde  bu hastalık geçer.

Fazla kiloluk durumunda ise neden bir çok etmene bağlı olduğundan, ne yazık ki, mucize bir diyet, mucize bir cerrahi veya mucize bir ilaç kullanımı ile bu hastalıktan kurtulunmaz.

MUCİZELERE İNANMAYIN!

Zayıflamak deyince birçok kişi nedense mucize diyetlerin ve mucize bitkisel desteklerin peşine düşer. Kısa süreli yapılan diyetlerin en büyük zayıf noktası insanın yaşamına uygun olmamasıdır.

Dolayısı ile diyet bırakıldığı zaman verilen kilolar fazlasıyla  geri alınmaktadır. Bugün tıbbi olarak insan vücudunun ihtiyacı olan temel besin maddeleri; karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Bu besinler düzenli ve dengeli bir şekilde alınmaz ise vücutta geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilirler. Kansızlık, saçlarda dökülme, tırnaklarda kırılma, sinirlilik ve hatta çok katı yapılan diyetlerde kalpte ritim problemleri ortaya çıkıp ani kalp durmalarına neden olabilir. Dolayısı ile bu tür diyetler sağlığa son derece zararlıdır.

KİLOLARINIZDAN SONSUZA KADAR KURTULUN

Kilolarınızdan sonsuza kadar ve kalıcı olarak kurtulmak istiyorsanız hemen, şimdi harekete geçin. Önce bir iç hastalıkları uzmanına başvurarak metabolik ve hormonal durumunuzu kontrol ettirin. Bununla birlikte yeme içeriğinizi ve yeme davranışınızın da detaylı araştırıldığı bir muayeneden geçin. Beraberinde hiç bir şeyin yasak olmadığı rejimin asla bozulmadığı ama gün içinde kendi dengelemenizi yapabileceğiniz sağlıklı beslenme prensiplerini öğrenin.

Baş Ağrısından Kurtulmanın 8 Yolu

Baş ağrılarının sebebi birçok sebebe dayansa da Türk Nöroloji Derneği’nin verilerine göre ülkemizde görülen baş ağrısının yüzde doksanı migren ve gerilimden kaynaklı. Peki Baş ağrısıyla nasıl başedeceğiz…

Uzman Dr. Ayça Kaya, migren ve stresten kaynaklanan baş ağrılarını önlemenin yollarını anlattı.

SESSİZ ORTAMDA KESİNTİSİZ UYUYUN

Gece karanlık , sessiz bir ortamda, kesintisiz uyuyabildiğinizde ertesi günü baş ağrısı yaşama riskiniz azalır. Özellikle karanlıkta ve uykuda salgılanan melatonin ve büyüme hormonunun hem metabolizmayı düzenlediğini hem de bağışıklık sistemini iyileştirdiğini biliyoruz. O nedenle gece en geç 23.30’da yatağa gidin ve en erken 06.30’da uyanın.

EN AZ 30 DAKİKA YÜRÜYÜN

İyi metabolizma için her ne kadar doğru beslenme önemliyse de aynı zamanda doğru hareket etmek de çok önemli. İyi bir uyku için bedenin de yorulması gerekir. Aynı zamanda kalp ritmini hafif hızlandıran egzersizlerin, günde 30-45 dakika arasında yapılmasının vücuttaki beyin dahil tüm hücreleri koruduğunu biliyoruz. O nedenle her gün tempolu olarak en az 30 dakika yürümeye özen gösterin.

 

 

SAĞLIKLI BESLENİN

Doğru beslenme de en az uyku kadar önemli. Şeker hastalığınız, insülin direnciniz veya şeker düşmeleriniz oluyorsa çok uzun açlık süreleri de baş ağrınızı tetikleyebilir. Açlık hissettiğiniz an vücudunuza doğru yiyeceklerle cevap verebilmek önemli. Burada da kan şekerini çok hızlı yükseltip düşürmeyen yiyecekler tercih edilebilir.  Örneğin ekşi meyveler, süt, yoğurt, ayran, kurubaklagiller, bulgur ve esmer ekmekler.

ALKOLÜ AZALTIN

Yüksek miktarda alkol, hem susuzluğu hem de şeker düşmesini tetikler, bununla birlikte beyin damarlarını genişletir ve baş ağrısı yaşamanıza neden olur. Alkol sonrası vücutta su ihtiyacı artacağı ve bu da dolaşımı etkileyeceği

için iki litre kadar su içmeye özen göstermek gerekir. Eğer çok sık baş ağrısı çekiyorsanız da alkolü hayatınızdan tamamen çıkarmalısınız.

KAFEİNDEN MÜMKÜN OLDUĞUNCA UZAK DURUN

Kafein her ne kadar damarlarda kasılma yaparak düşük düzeydeki baş ağrısına iyi gelse de günde üç dört fincandan fazla içmeyin.  Yüksek miktar, vücuda çok su kaybettirir; bu da dolaşım yetmezliği ve uykusuzluk yaparak, baş ağrısının şiddetlenmesine yol açar. Sürekli yüksek miktarda kahve içmek ve aniden kesmek de yoksunluk durumu nedeniyle baş ağrısını şiddetlendirir.

GÜNLÜK TUZ ALIMINI AZALTIN

Günlük tuz alımını azaltmak şart. Salamura, tuzlu peynir, bisküvi, şarküteri ürünü, konserve ve çerez gibi gizli tuzu yüksek yiyeceklerden uzak durun. Sofralardan tuzluğu kaldırın.

B VİTAMİNİ ALINMALI

B grubu yönünden zengin vitaminlerden beslenmek de baş ağrısı ataklarını azaltabiliyor. Özellikle B2 vitamini Riboflavin’in bu konuda daha etkili olduğu biliniyor. Yoğurt suyu B2 vitamini açısından çok zengin. Bununla birlikte et, süt ürünleri, yumurta ve yeşil yaprakları sebzeleri de sofralardan eksik etmemekte fayda var.

MAGNEZYUM ORANI YÜKSEK BESİNLER TÜKETİN

Magnezyum oranı yüksek besinlerin de kasları gevşettiğini ve sinir iletimini iyileştirdiğini biliyoruz. Kurubaklagiller, yağlı tohumlar, muz ve yeşil yapraklı sebzelerin de yeteri kadar tüketilmesi hem genel vücut sağlığını iyileştirmekte hem de baş ağrısı ataklarını azaltmakta faydalı.

Bütün bu önlemlere rağmen çok sık baş ağrısı atakları yaşıyorsanız, baş ağrınızın kafanızın arka tarafından başlayıp basınçlı bir şekilde tüm beyninize yayıldığını hissediyorsanız, giderek şiddetlenen bir baş ağrınız varsa ya da baş ağrısına bulantı ve kusma eşlik ediyorsa bu ağrı, daha ciddi bir nedenden kaynaklanıyor olabilir. Bir an önce bir hekime başvurmanızda fayda var.

Sağlıklı Diyette Ekmeğin Önemi

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya yemeğin yanında pilav, makarna, börek yerine ekmek tercih edenlerin daha iyi kilo verdiğini söyledi.

Rejime başlayan, diyete giren herkesin ilk vazgeçtiği yiyecek ekmek oluyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya yemeğin yanında pilav, makarna, börek yerine ekmek tercih edenlerin daha iyi kilo verdiğini söyledi.

Yüzyıllardan beri en temel besin maddesi olan ekmeği yemekten artık korkar olduk. Biraz şehir efsanesi şeklinde, kulaktan kulağa yayıldı bu bilgi. Rejime başlayan, diyete giren herkesin ilk vazgeçtiği temel yiyecek maddesi ekmek oldu. Ancak son yıllarda yapılan birçok araştırma bunun tersini gösteriyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya’nın hastalarında gözlemlediği gibi yemeğin yanında pilav, makarna, börek yerine ekmek tercih edenler daha iyi ve daha nitelikli kilo kaybı sağlıyorlar.

BUĞDAYIN FAYDALARI NELER?

Buğdayın yapısı incelendiğinde üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm buğday tanesinin kabuğu lifin ve posanın depo edildiği yer, ikinci bölüm buğdayın içinde buğdayın kendi beslendiği yer olan buğdayın özü anlamına gelen ruşeymi. Burada bütün vitaminler özellikle B vitamini ve başta kalsiyum, demir, magnezyum, çinko, selenyum ve krom gibi mineraller depo ediliyor. Buğdayın üçüncü bölümü de buğdayın içi yani endosperm denilen yeri oluyor. Burada da daha çok nişasta daha ve az protein içeren bölüm.

 

 

EKMEK ÇEŞİTLERİ VE FAYDALARI NELER?

Ekmeğin kökeni buğdaydan gelir. Buğday öğütülerek un elde edilir ve bu undan ekmek elde edilir. Ortaya çıkan un bazen ayrıştırılır beyaz ekmek olur, bazen tam buğdaydan ayrıştırılmadan yapılır tam buğday ekmeği olur, bazen ayrıştırılan beyaz una kepek ilave edilir kepekli ekmek olur, bazen çavdardan yapılır çavdar ekmeği olur, bazen mısırdan yapılır mısır ekmeği olur, bazen ekmeğin ruşeymi özel olarak eklenir ruşeymli ekmek olur, bazen tam buğday ununun içine çavdar, yulaf, kepek ve yağlı tohumlar katılarak ekmeğin besin kalitesi yükseltilir o zaman da çok tahıllı ekmek olur. Çocukların ekmek tüketiminde ise hepsinden dönüşümlü olarak kullanmak gerekiyor. Yine de en çok tercih edilebilecek olan tam buğday ekmeği, çok tahıllı ekmek ve çavdarlı ekmeği oluyor.

BEYAZ EKMEK NEDEN TERCİH EDİLMEMELİ?

İşte buğday ayrıştırılırken kabuğu ve özü atıldığı için geriye, buğdayın içi olan daha çok nişasta ve daha az protein içeren bölümü kalıyor ve bundan beyaz ekmek yapılıyor. Buğdayın kabuğunda yer alan lifler atıldığı için tok tutucu özelliği azalıyor. Ruşeymi atıldığı için buğdayın tüm vitaminleri ve minerelleri kaybedilmiş olunuyor. Geriye sadece kalori içeren bölümü kalıyor. Hem daha vitaminsiz bir ekmek oluyor hem de daha az tok tutan daha çabuk acıktıran bir ekmek ortaya çıkıyor. Halbuki buğday ayrıştırılmadan tam kullanıldığında yani tam buğday ekmeği olarak yapıldığında buğdayın hem kabuğu hem özü kaybedilmemiş oluyor. Bu durumda ekmek daha besleyici ve daha tok tutucu özellik gösteriyor.

KEPEKLİ EKMEK BEYAZ EKMEĞE ALTERNATİF OLABİLİR Mİ?

Bazen de beyaz una yani ayrıştırılmış una kepek ilave ediliyor ve ortaya diyetlerin vazgeçilmez efsanesi olan kepekli ekmek çıkıyor. Bu ekmekte ise; evet diyet lifi beyaz ekmeğe göre daha çok oluyor ancak vitamin ve mineral açısından tam buğday ekmeğinden daha fakir bir ekmek oluyor. Bir de “Kepek ekmek demir eksikliği yapar, kalsiyumu düşürür” gibi bir şehir efsanesi bilgisi var. Bu ekmeğin içindeki kepeğin yiyecekle birlikte vücudumuza giren demiri bağladığı ve vücut tarafından kullanılmaz hale getirildiği söyleniyor ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda, kepekli ekmek mayalanarak yapıldığı zaman, mayalanma sırasında kepeğin bu demiri, kalsiyumu bağlayıcı özelliği olan fitatların parçalandığını ve kepek ekmeğinin bu özelliğinin de çok azaldığını artık biliyoruz. Tam buğday ekmeği kadar besleyici olmasa da kepek ekmeğinin de tok tutucu özelliğini göz önünde bulundurmakta fayda var.

BEYAZ EKMEK YERİNE ESMER EKMEĞİ TERCİH ETMENİN FAYDALARI NELER?

1. Zayıflamaya yardımcı olur. Çiğnemesi beyaz ekmeğe göre daha zor olduğundan çiğneme duygusunu tatmin edeceği için daha az yemeye neden olur.
2. Esmer ekmek daha zor çiğnendiği için daha çok çiğnemek gerekir. Bu çiğneme sürecinde de leptin hormonu görevini tam yapar Nöropeptid Y düzeyini azaltır. Bu yolla da iştahı baskılar.
3. Posa bakımından zengindir. Posa mide bağırsak sisteminde şişerek daha çok doygunluk oluşturur. Aynı zamanda bu posa bağırsak da hacim oluşturduğu için bağısaklarda süpürge etkisi yapar ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etki gösterir.
4. Esmer ekmeğin içindeki bu posa diğer yiyeceklerin ve kendisinin içerdiği şekerin kana karışmasını yavaşlattığı için daha uzun süre tokluk sağlar. Bu nedenle kişi çabuk acıkmaz.
5. Ruşeymli ekmeğin ve tam tahıl ekmeğinin içindeki B grubu vitaminler özellikle çocuklarda öğrenme ve kavrama fonksiyonunu geliştirir.
6. Günlük tuz tüketimi konusunda dikkatli olunmalıdır. Çünkü günlük tükettiğimiz tuzun %32’si ekmekten geliyor. 100 gram ekmek, 1,5 gram tuz içeriyor. Günlük ortalama 4-6 gram arasında tuz tüketmek yeterli vücut için. Fazlasının kemiklerimiz, damarlarımız ve böbreklerimiz için zararlı olduğunu biliyoruz. O nedenle beraberinde ekmek tüketilen öğünlerde mümkünse yemeyi tuzsuz tercih etmek daha doğru olur. Bununla beraber tansiyon, kalp ve damar hastalarının, böbrek hastalarının ekmek yerken dikkatli olması gerekiyor. Mümkünse tuzsuz esmer ekmek seçmeleri daha doğru olur.

 

Dr.Ayça KAYA, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türk Diyabet , Obezite ve Beslenme Derneği, Avrupa Obezite Çalışma Grubu, Antiaging Eğitim ve Araştırma Derneği, Türk Tabipler Birliği Derneği Üyesidir.

Ayça Kaya, evlidir. 2 çocuğu vardır.

Üyesi olduğu Kuruluşlar :

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği,

Türk Diyabet , Obezite ve Beslenme Derneği,

Avrupa Obezite Çalışma Grubu,

Antiaging Eğitim ve Araştırma Derneği,

Türk Tabipler Birliği Derneği

En büyük diyet yanlışı!

Diyet yapan birçok kişinin ekmekten uzak durduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, yemeğin yanında pilav, makarna, börek yerine ekmek tercih edenlerin daha kolay kilo verdiklerini söyledi.

Diyet yapanlar genellikle ekmek yemekten çekiniyor ancak İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya’ya göre, son yıllarda yapılan birçok araştırma bu bilginin doğru olmadığını gösteriyor. Ekmeği tamamen kesmenin en büyük diyet hatası olduğunu belirten Dr. Kaya,”Yemeğin yanında pilav, makarna, börek yerine ekmek tercih edenler daha iyi ve daha nitelikli kilo kaybı sağlıyor” diyor.

Kilo kontrolü için beyaz ekmek yerine tam tahıllı, ruşeymli veya çavdarlı esmer ekmeklerin tercih edilmesini öneren Dr. Kaya, esmer ekmeğin yararları konusunda şunları söylüyor:

1. Zayıflarken çok yardımcıdır. Çiğnemesi beyaz ekmeğe göre daha zordur, çiğneme duygusunu tatmin edeceği için daha az yemeye neden olur.

2. Esmer ekmek çiğneme sürecinde de leptin hormonu görevini tam yapar Nöropeptid Y düzeyini azaltır. Bu yolla da iştahı baskılar.

3. Posa bakımından zengindir. Posa mide bağırsak sisteminde şişerek daha çok doygunluk oluşturur. Aynı zamanda bu posa bağırsak da hacim oluşturduğu için bağırsaklarda süpürge etkisi yapar ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etki gösterir.

4. Esmer ekmeğin içindeki bu posa diğer yiyeceklerin ve kendisinin içerdiği şekerin kana karışmasını yavaşlattığı için daha uzun süre tokluk sağlar. Bu nedenle kişi çabuk acıkmaz.

5. Ruşeymli ekmeğin ve tam tahıl ekmeğinin içindeki B gurubu vitaminler özellikle çocuklarda öğrenme ve kavrama fonksiyonunu geliştirir.

6. Günlük tuz tüketimi konusunda dikkatli olunmalıdır. Çünkü günlük tükettiğimiz tuzun %32’si ekmekten geliyor. 100 gram ekmek, 1,5 gram tuz içeriyor. Günlük ortalama 4-6 gram arasında tuz tüketmek yeterli vücut için. Fazlasının kemiklerimiz için, damarlarımız için ve böbreklerimiz için zararlı olduğunu biliyoruz. O nedenle beraberinde ekmek tüketilen öğünlerde mümkünse yemeyi tuzsuz tercih etmek daha doğru olur. Bununla beraber tansiyon, kalp ve damar hastalarının, böbrek hastalarının ekmek yerken dikkatli olması gerekiyor. Mümkünse tuzsuz esmer ekmek seçmeleri daha doğru olur.

Etiketler: , , ,

Bu haberde adı geçen kişiler

Ayça Kaya
Ayça Kaya
Doktor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir